GönderenKonu:  (Okunma sayısı defa)

alisoydas

  • Yetkilendirilmiş Üye
  • İleti: 1
  • Üyelik Tarihi: 27-01-2015
YAREN NEDİR?
Tarih : 27-01-2015 Saat : 19:38
YÂREN NEDIR
 
YÂREN KÜLTÜRÜ
Yazan Ahmet KIYMAZ
YÂREN NEDIR?
 
Yâren: Insan yetistirme; insani hayata hazirlama; sosyal düzeni ve güvenligi saglama; halk müzigi, halk mutfagi, halk tiyatrosu, halk edebiyati gibi ulusal kültür degerlerini yasatma ve yeni kusaklara aktarma görevlerini yüzyillardir yerine getirmis bir sosyal kurumdur.
 
Yâren; bizim ruh disiplinimizin Anadolu’da çeliklestigi ve insanlarin birbirlerine “Taslari, kursunla kenetlenmis duvarlar gibi saf bagladiklari” bir yasayis biçimidir.
 
 
Yâren; biz insanlarin kalplerinde uyuyan cömertligi, bilim arzusunu, utanma duygusunu, sadakati, bir gün hesaba çekilme korkusunu uyandiran, besleyen, yasayis biçimidir.
 
Yâren Meclisleri’ne katilan kim olursa olsun, kalbin üzerine sag ellerin simsiki bastirildigi gibi gönüllere bastirilir.
 
Ancak, sevmenin de bir ölçüsü vardir. Çünkü nerede iki insan varsa, orada saglikli yasaya-bilmek için birtakim kurallar olmalidir.
 
Kurallarin olmadigi yerde sonsuz bir didisme ve didisenler içinse, -kim olursa olsun- düskünlük ve asagilanma, kaçinilmazdir.
 
Yâren; insanlarin birbirleriyle anlasabilmelerini düzenleyen, gülmenin ve eglenmenin oldugu kadar, dogumun ve ölümün de gerçegini her toplantisinda insana anlatan önemli bir sosyal yardimlasma kurumudur. 
 
Yâren; bizim yarinlarimizdir. Çünkü eger bizim kendimize özgü bir anlasma ve yasama biçimimiz olacaksa, onun kaynagi yine bizim sosyal psikolojimizin eseri olan Yâren’dir.
 
Yani, biz oyuz; o da bizim özümüzdür. 
 
Yâren; insanlarin birbirlerinin kuyusunu kazdigi günümüzde, kazançlari, baskalarin riziklarini çalmak olarak gören insanlarin birbirleriyle yaptiklari kör dövüsü bir kenara biraktiracak, essiz bir ruh yücelmesi ve erdemliliktir. 
 
Yâren; insanlari tek tek kucaklayan, insanin kendini tanimasini saglayan, erdemli olmayi ögütleyen, insanlara hakki kadarini almayi ögreten ve kiskançlik, ihtiras gibi kötü duygulari dizginleyen bir ögretidir. 
 
Yâren; bizim sadece dünümüz degildir. Yâren; bizim ayni zamanda bugünümüz ve yarinimizdir.
 
Yâren; hep disarida aradigimiz degerlerin, aslinda Anadolu topraklarinda bulundugunu belgeleyen bir sosyal kurumdur.
 
Yâren; bizi biz yapan maddî ve manevî ürünlerimizin ahenkli bir manzumesi olan zengin ve köklü Türk kültürünün yöresel bir yansimasidir
 
YÂREN’IN KAYNAKLARI
 
Millî Degerler: Adalet, esitlik, misafirperverlik, hosgörü, yardimseverlik vb. (Eski Türk gelenek ve görenekleri )
Dinî Degerler: Özellikle, Islâmî inanç sistemi. (Fütüvvetçilik ve Ahilik Kurumunun etkileri dahil)
Insanî Degerler: Güzel, rahat ve güvenli yasama ideali.
Yâren Kurumu; 12. yüzyildan itibaren varligi hissedilen Ahilik ve Fütüvvet Kurumlari ile münasebetleri görülmesine ragmen, onlardan farkli, kendine özgü millî bir kimligi bulunan sosyal bir kurumdur.  
 
Kökü Arap toplumuna dayanan ve Anadolu’da yeni bir çizgiyle ortaya çikan Fütüvvet ile orijini daha çok Türk kültürü olan Ahilik ve Yâren Kurumlari birer tarikat degildir.
Bu kurumlarin; dinî, ahlâkî, iktisadî ve sosyal prensipleriyle öz kaynaklarindan biri din’dir.
Tarikatlarin özünün de ayni kaynak olmasi, benzer çizgilerin görülmesine sebep teskil eder. 
Fütüvvet, Ahilik ve Yâren Kurumlarinin arasindaki en önemli benzerlik sudur:
“Sofra, el ve kapi açik;  
Göz, dil ve bel kapali.”
Yâren (=Yârân) kelimesinin anlamlari:  
 
1. Yârlar, sevgililer, dostlar, arkadaslar. (Farsça kökenli)
 
2. Erkekler, Yigitler. (Türkçe kökenli)
 
YÂREN MECLISI’NIN KURULUSU
 
Her yilin Eylül, Ekim aylarinda ilk toplanti (Erfene = Ferfene) yapilir.
Bu toplantiya, daha önce Yâren Meclisleri’nde bulunmus orta yas grubu insanlar katilir. Bu ilk toplantida, genellikle sözü geçerli, yasli biri “Bu yil ocak yakalim.”,  “Bu yil Yâren yiyelim.” diyerek söze baslar. 
“Erfene” adi verilen Yâren’in ilk toplantisinda; gelecek bahara kadar yapilacak çalismalar, Yâren’de yenecek yemekler, Yâren Evi ya da Yâren Odasi’nin mefrusati, Yâren üyelerinin adap ve erkâni ile ilgili ön konusmalar yapilir. Yâren üyelerinin bütün sezon boyunca uyacagi kurallar tespit edilir.
Ayrica, “Basagalar”, “Yâren Reisi” ve “Yâren Üyeleri”nin seçimi yapilir. 
Yâren üyelerinin sayisi; il merkezi, ilçe ve köylerde farkli olmakla birlikte Yâren Meclisi, esas itibariyle 24 kisiden meydana gelir.
Bu sayi; Oguzlar’ in 24 boyunu sembolize eder.
Ekonomik zorluklardan dolayi, köylerdeki Yâren sayisinin 50’ye kadar çiktigi da gözlemlenir. 
Yâren’in ilk toplantisinda “Çavus” ve “Sazende Heyeti” de tespit edilir.
Bunlar; genellikle ücreti mukabilinde tutulur ve esas itibariyle Yâren Meclisi üyelerinden sayilmazlar.
ÇAVUS
 
Yâren Meclisi’ nin temizliginden, düzeninden, çay ve kahve ikramlarindan, yemeklerin hazirlanmasindan ve oyunlarda “tura” vurma hizmetlerinden sorumludur.
Yâren’in her türlü durumunu Küçük Basaga’ya ya da Yâren Reisi’ne aktarir.
 BÜYÜK BASAGA:
 
Genellikle Yâren Meclisi’nin en yasli üyesidir.
Halk ifadesi ile “Yâren yemis”, adap ve erkân bilen, otoriter bir özelligi bulunur.
Daha çok, küçük hareket ve sezilmeyen isaretlerle Yâren Meclisi’ni sevk ve idare eder.
Sosyal hayat içinde de bütün yârenlerin yönlendiricisi ve bas danismanidir.
Kurulacak mahkemede ise “Yargiç” görevini üstlenir.
 KÜÇÜK BASAGA:
 
Yas ve mevki itibariyle Büyük Basaga’dan küçüktür.
Yâren organizasyonunun önemli bir bölümü ona aittir.
Yâren üyeleri ile Büyük Basaga arasindaki iletisimi saglar.
Islerin yürütülmesinde “Çavus” ona yardim eder.
Yârenlerin günlük isleriyle de ayrica ilgilenir.
Kurulacak mahkemede ise “Savci” görevini üstlenir.
YÂREN REISI:  
 
Basaga’lar ile Yâren üyeleri arasinda bir denge unsurudur.
Yâren Reisi’ne köylerde, genellikle “Yigitbasi” denir.
Kurulacak mahkemede ise, “Avukat” görevini üstlenir. 
Büyük Basaga, Küçük Basaga, Yâren Reisi ve Yârenler’den olusan bu seçkin topluluk; yasadiklari süre içinde sevgi, saygi ve yardimlasmayi devam ettirirler.
Hatta yillar sonrasinda bile birbirlerine ayni hitaplarda bulunurlar.
Bu durum; özel iliskilerinde ve sosyal hayatlarinda da olgunlasarak devam
YÂREN ODALARI’NIN GENEL DURUMU
 
Yârenlerin; ocak yaktiklari, sohbet ettikleri, orta oyunlari ve halk oyunlari oynadiklari ve nihayet “mahkeme” kurduklari toplanti yerleri genellikle belirlidir:
Bu yerler, kent merkezinde özel Yâren evleri; köylerde ise köy odalaridir. 
Eski Yâren evleri, genellikle iki katlidir. Ahsap olan evlerin ön avluya bakan sofalari da yine ahsap parmakliklarla çevrilidir.
Yâren odalari, üç bölüme ayrilir:
1. MEYDAN: Yârenlerin ve misafirlerin sohbet ettigi, kare seklindeki ana bölüm.
 
2. BASAGALAR KÖSESI: Basagalar’in oturdugu, meydan kapisinin tam karsisindaki iki ayri kösedir.
 
3. MEDHAL: Meydanin giris kapisinin hemen sag tarafinda bulu-nan hizmetve takdim görevlerinin bulundugu yerdir. Sazende Heyeti de, genellikle bu bölümün sag tarafinda bulunur.
 
“Ocak yakma” olarak nitelendirilen haftalik toplanti gecesinde (Genellikle Cumartesi gecesi), ocagi yakacak yâren ya da yârenler tarafindan Yâren Odasi; Çin ignesi (Sam isi) yastiklar, yagliklar, halilar, bayraklar ve renkli süs lambalari ile  süslenir. 
Ocak yakma sirasi Yâren ya da Yârenler’de iken Yâren Odasi’nin duvarlarina az sayida hali asilir.
Ocak yakma sirasi Küçük Basaga’ya geldiginde, duvarlardaki hali sayisi artirilir.
Basaga’nin ocak yakmasinda ise Yâren Odasi’nin bütün duvarlari halilarla iyice donatilir.
YÂREN MECLISLERI’NDE GIYIM
 
Eski Yâren Meclisleri’nde; yöresel, folklorik giysilere özen gösterildigi görülür. Fakat, özellikle son 30 yilda ilçe ve köylerde kurulan Yâren Meclisleri’nde bu duruma hiç önem verilmedigi; hatta “Bayramlik” olmayan, her gün giyilen giysilerle meclise gelindigi gözlemlenir.
Buna karsin; Merkez Yâren Meclisi ve Ünür Köyü Yâren Meclisi gibi bazi meclisler, yöresel giysilerin giyilmesine özen gösterirler
YÂREN ODASI’NA YÂRENLERIN GIRIS KURALLARI
 
Yâren Odasi’na ilk girenler Sazendeler’dir. Bunlar, odanin “Sahnisin” (=Sah Köse = Bas Köse) denilen girisin sag ya da sol yaninda bulunan bölümüne geçerler.
Daha sonra, Küçük Basaga Yâren Odasi’na sag ayak önde girer ve girise göre sol tarafta kendine ayrilmis yere oturur.
Çavus, yârenlerin de odaya girmesi için Küçük Basaga’dan izin ister.   
Çavus; odanin disinda bekleyen yârenleri davet ettikten sonra tekrar içeri girer ve Küçük Basaga’ya “Basaga! Yâren agalar geliyor.” der.
Bu durumda Küçük Basaga, ayaga kalkar ve yârenlerin odaya girmesini bekler.
Yârenler, odaya genellikle ikiser girer. Bütün yârenler de Küçük Basaga gibi odaya girerken önce sag ayaklarini atarlar. En yasli yâren basta olmak üzere, bütün yârenler odaya girer. 
Ilk yâren, sag eli sol gögsünün üstünde “Selamün aleyküm, Basaga.” der.
Küçük Basaga da, ayakta iken sag eli sol gögsünün üstünde, “Aleyküm selâm, Yâren Aga” diyerek selâmi alir ve elini indirir.
Sirasiyla bütün yârenler; odaya giriste, ayni sekilde Küçük Basaga’yi selâmlar; Küçük Basaga da ayni sekilde bütün yârenlerin selâmini alir. 
Odaya giren, selâm veren her yâren; önceden ayrilan yerlere geçer ve ayakta bekler. En yasli yâren (genellikle, Yâren Reisi) , Büyük Basaga’nin minderinin hemen yanina, sedire çikar ve ayakta durur.
Ikinci yâren ise, Küçük Basaga’nin sagina geçer ve ayni vaziyette ayakta durur. Küçük Basaga’nin dik inerek, diz üstü oturmasiyla birinci ve ikinci yâren de hemen diz üstü oturur. 
Küçük Basaga; oturdugu yerden sag elini sol gögsü-nün üstüne koyar, en yasli yârene dogru hafifçe egilerek “Merhaba, Yâren Aga” der. En yasli yâren de, sag elini sol gögsünün üstüne koyar ve Küçük Basaga’ya dogru hafifçe egilir ve “Merhaba, Basaga” diyerek cevap verir.
Küçük Basaga, ayni sekilde ve ayni ifadelerle diger yârenleri de tekrar selâmlar. Diger yârenler de Küçük Basaga’ya ayni sekilde cevap verirler. 
Yâren Odasi’na her giren yâren; bu selâmlamayi yapar. Yalniz, yeni giren yârenler; sadece Küçük Basaga’yi degil, Yâren Odasi’na daha önce giren yârenleri de ayni sekilde selâmlamak zorundadir.
Merhabalasma’nin uzun olmasi istenilmediginde “Cümleden Merhaba” ifadesi de kullanilir.
Selâmlasma sirasinda, Sâzende Heyeti tarafindan yapilan müzik pesrevi de ihmal edilmez. 
Çavus; odanin disinda bekleyen Büyük Basaga’ nin odaya davet edilmesi için Küçük Basaga’dan izin ister, disari çikar ve Büyük Basaga’ya Yâren Odasi’nin girilmeye müsait oldugunu bildirir. Daha sonra da tekrar içeri girer. Küçük Basaga’ya seslenerek “Basaga! Basaga geliyor.” der.
O anda, önce Küçük Basaga, sonra yas sirasina göre bütün yârenler, ayaga kalkar. 
Büyük Basaga; kendinden emin, agir, otoriter bir sekilde ve sag ayakla Yâren Odasi’na girer. Meydanin ortasina yakin bir yerde durur. Sag elini sol gögsünün üzerine koyarak “Selâmün aleyküm Basaga” der. Küçük Basaga; eli gögsünde “Aleyküm selâm Basaga” diyerek karsilik verir.
Büyük Basaga; tekrar sag elini sol gögsünün üzerine götürerek ve yârenlerin bulundugu iki tarafi süzerek “Selâmün aleyküm Yâren Agalar.” der. Bütün Yârenler de, elleri gögüslerinde “Aleyküm selâm Basaga” seklinde selâmi alirlar. 
Selâmlasma bittikten sonra, Büyük Basaga; kendine ayrilan odanin sag tarafindaki kösesine gider, sedire çikar ve dik olarak diz üstü oturur. Onun oturmasiyla birlikte önce Küçük Basaga, sonra sirasiyla Yâren Reisi ve diger Yârenler hizlica diz üstü oturur.
Küçük Basaga; Büyük Basaga’ya dogru hafifçe egilerek el gögüste “Merhaba Basaga.” der. Büyük Basaga da, ayni sekilde “Merhaba Basaga” diyerek karsilik verir. Yas sirasina göre bütün yârenler de Büyük Basaga ile merhabalasir.
Bu selâmlasma ve merhabalasmada sessizligi bozan tek sey, yavasça devam eden pesrevdir.
YÂREN ODASI’NA MISAFIRLERIN GIRIS KURALLARI
 
Basagalar’in izni olmadan hiçbir misafir, Yâren Meclisi’ne kabul edilmez.
Ocak yakma günü (Cumartesi gecesi), kabul edilecek misafirlerin sayisi genellikle 40 – 50 arasinda olur.
Küçük yastaki çocuklar da misafir olarak kabul edilir.  Bundan amaç; Yâren Kültürü’nü genç kusaklara aktarmaktir.
Yâren Meclisi’ne davet edilen misafirler ikiye ayrilir:
Kahve ve çay misafirleri (Kahve ve çaylarini içtikten sonra, Yâren Meclisi’ni izin alarak terk ederler.)
Yemek misafirleri  (Bu misafirler, gece saat üçe kadar Yâren Meclisi’nde kalabilir.) 
Çavus, Küçük Basaga’ya misafirlerin geldigini bildirir. Küçük Basaga, Bü-yük Basaga’dan izin alir ve Çavus’a misafirleri içeri almasini söyler.
Çavus, kapi yaninda “Basaga, Misafir Aga geliyor” der. Önce Büyük ve Küçük Basaga, sonra sirasiyla Yârenler ayaga kalkar.
Misafir; içeri girer, meydanin orta yerinde durur, kurali biliyorsa Basaga’ya dönerek sag eli sol gögsün-de “Selâmün aleyküm, Basaga.” der. Büyük Basaga da eli gögsünde “Aleyküm selâm, Misafir Aga.” diyerek karsilik verir.
Misafir; Küçük Basaga’ya da ayni sekilde selâm verir. Küçük Basaga da, ayni sekilde selâma karsilik verir. Misafir, son olarak da yârenleri de ayni sekilde selâmlar. Yârenler de bir agizdan selâmi alirlar.   
Selâmlasmadan sonra misafir, iki yâren arasina alinir. Yâren Meclisi’ne gelen misafire; kültür, makam, tahsil ve sosyal hayattaki itibar düzeyine göre bir yer seçilir.
En itibarli misafirler, Büyük ya da Küçük Basaga’nin yanina oturtulur. Bu yapilirken diger misafirlerin gücendirilmemesine de azamî özen gösterilir.
Önce Büyük Basaga, sonra Küçük Basaga ve sirasiyla yârenler; ellerini gögüslerine götürerek teker teker, “Merhaba, Misafir Aga.” derler. Herhangi bir misafirin, “Cümleden merhaba.” demesiyle de “merhabalasma” biter. 
Yâren Odasi’nda herhangi bir eksiklik varsa, misafirlerin bu eksiklikleri görmesi istenmez. Bu nedenle; misafirler, yanlarindaki yârenler tarafindan konusturulur ve dikkatleri bir yere çekilerek çevreyle ilgilenmeleri kesilir.
Kahve ve çay misafirleri; kural geregi izin isteyip giderler. Misafirler, kural bilmiyor olabilir ya da kasitli olarak Yâren Odasi’ni terk etmeyebilir. Bu durumda, misafirlere “küllü kahve” ikram edilir ya da ayakkabisi süpürge üstünde önüne getirilir.
Bu davranis, “Defol, git” anlamindadir. Buna karsin, misafir, yine gitmiyorsa iki yâren; misafiri kolundan tutup Yâren Odasi’nin disina çikarir.
Bu kural; misafirin sosyal hayattaki makami göz önünde tutulmadan herkese uygulanir.
YÂREN MECLISI’NDE KAHVE VE ÇAY IKRAMI
 
Çavus, yâren sayisinca tabaksiz kahve fincanlarini bir tepside getirir. Tepsiyi asagidan yukari dogru uzatir. Sol eli, sirtina dogru kivriktir. Büyük Basaga, göz isaretiyle Küçük Basaga’ya uzatmasini emreder.
Çavus, bu sirada diz vurmus sekildedir. Basaga’nin göz isaretiyle dogrulur ve Küçük Basaga’nin önüne gider. Küçük Basaga ise, göz ve kafa hareketiyle Büyük Basaga’ya ikram yapilmasini emreder.
Çavus, ayni hareketle tekrar Büyük Basaga’nin önüne gelir. Kahveyi sunar.
 Büyük Basaga, fincani sag eliyle alarak sol elini fincanin altina koyar. Ayrica, fincani, sag eliyle gögüs hizasinda tutar.
Çavus, kahveleri daha sonra ayni vaziyette önce Küçük Basaga’ya sonra da sirasiyla bütün yârenlere ikram eder. Yârenler, fincani Basaga’nin tuttugu sekilde tutmak zorundadir. Büyük Basaga; kahveden bir yudum alir ve fincani ayni sekil-de tutar. Sonra Küçük Basaga, bir yudum alir ve o da fincani ayni sekilde tutar. Yârenler de, yas sirasina göre birer yudum alirlar ve fincani ayni sekilde tutarlar.
Bu durum, üç kere tekrarlanir. Üçüncü yudumdan sonra, yârenler; kahvelerini serbest içmeye devam ederler.
YÂREN MECLISI’NDE YEMEK KURALLARI
 
Hiyerarsik düzen ve disiplin anlayisi; yemekte de kendini gösterir:
Eger yârenler; pilav için tavuk kesmisse, Küçük Basaga hindi ya da küçükbas hayvan keser. Büyük Basaga ise ya birden fazla küçükbas hayvan ya da bir büyükbas hayvan keser. Çünkü, Büyük Basaga,  her seyin en iyisini yapmak zorundadir.
Köy Yâren Meclisleri’ ndeki yemeklerde bu kurala uyuldugu pek nadirdir.
Köylerde, genellikle ekonomik ve pratik olmasi nedeniyle yöre usûlü etli pide ve ayran ikrami yapilir. 
Sabah saat üçe dogru, Küçük Basaga; Büyük Basaga’ya “Yemek hazir, Basagam.” der.
Çavus ile birlikte ocak yakanlar-dan biri; Büyük ve Küçük Basagalar’in ellerini yikamalarina yardim eder.
Birinin elinde havlu ve ibrik, digerinin elinde ise legen bulunur. Sirasiyla yârenler ve misafirler de ellerini yikarlar. Daha sonra yer sofrasina oturulur.
Günümüzde, ibrikle el yikama; geçmis dönemleri animsatan nostaljik ve sembolik bir davranistir.   
Yemekte; sofra bezlerinin üzerine tahtadan yemek tablalari, onun üzerine de büyük siniler konur.
Sinilerin etrafina çatal, kasik ve ekmek dagitilir. Ortasina da bir tas çorba konur.
Büyük Basaga; kalkar, ortadaki sofraya oturur. Küçük Basaga, Yâren Reisi, yârenler ve misafirler de sirasiyla Yâren Odasi’nda açilmis sofralara teker teker otururlar. 
Büyük Basaga’nin kasigi eline almasiyla, diger yârenler de sirayla kasiklarini ellerine alirlar.
Büyük Basaga, besmele ile kasigini çorbaya uzatir ve içer. Sonra, Küçük Basaga ve diger Yârenler de sirayla çorbadan bir kasik alirlar. Bu hareket; kahve ve çay içmede oldugu gibi üç kere tekrarlanir. Daha sonra ise serbest içime geçilir. 
Çorbadan sonra sofraya, etli pilav gelir. Büyük Basaga, kasigi eline alir, bekler ve Çavus’a dönerek “Yollu, yolsuz var mi?” diye sorar.
Bu soruyla, geçmis hafta içinde Yâren Kültürü kurallarina aykiri davranis gösteren suçlular aranir. Çavus; Basaga’nin sorusuna karsilik olarak “Suçlu var.” derse, Büyük Basaga, pilav tabaginin suçludan tarafina kasik diker ve adini söyler.
Eger yemekte misafir var ise bu harekete basvurulmaz. 
Pilavdan sonra, tatli ve mey-veler getirilir. Sofrada birkaç çesit meyve var ise, Büyük Basaga, hangi meyveyi aliyor ise, bütün yârenler de ayni meyveyi almak zorundadir.
Büyük Basaga; dikkatleri kontrol için tabaktaki bir meyveye elini uzatip, bir baskasini alabilir. Bu durum-da, yanilip da kurala uymayanlar; duruma göre ya o an ya da sonradan cezalandirilir. 
Yemek bittikten sonra dua yapilir. Sira ile yemek sofrasindan kalkilir. Herkes, eski yerine geçer ve Büyük Basaga’nin oturdugu gibi oturur.
Büyük Basaga, serbest oturusa izin verinceye kadar oturus degistirilmez.
Yemekten sonra kahve içilir ve yemegi hazmettirici oyunlar oynanir. (Yatti Kalkti Oyunu gibi) Oyunlardan sonra da yemek misafirleri ve Sazende Heyeti ugurlanir.
Artik, sirada “mahkeme” vardir.
YÂREN MECLISI’NDEKI DIGER KURALLAR
 
Büyük Basaga, Yâren Odasi’nda iken oturusunu degistirebilir. Bu durumda, Küçük Basaga ile Yârenler de ayni oturusa geçer.
Örnegin: Büyük Basaga, diz üstü oturuyor ise Küçük Basaga ve bütün Yârenler de diz üstü oturmak zorundadir. Yârenlerden herhangi biri farkli ya da gecikmeli oturur ise cezalandirilir.   
Büyük Basaga, Çavus’a yanindaki sigara paketini isaret eder. Çavus, kahve ya da çay ikraminda oldugu gibi belli bir sirayla yârenlere ve misafirlere sigara ikram eder.
Büyük Basaga, kimseden izin almadan konusabilir. Küçük Basaga, konusma için Büyük Basaga’dan; yârenler ise Küçük Basaga ve Yâren Reisi’nden izin alarak konusabilir.
Misafirler ise; Çavus, Yâren Resi, Küçük Basaga araciligi ile Büyük Basaga’dan izin alarak konusabilir. 
Yâren Meclisi’ne gece yari-sindan sonra misafir kabul edilmez.
Oynanacak oyunlara (orta oyunlari + halk oyunlari) misafirler de katilir. Çavus; hangi misafirin önünde tura vurmussa, o misafir oyuna katilmak zorundadir.
Orta oyunlarina katilmamada mazereti olan misafirler; Büyük Basaga’nin izni ile oyundan muaf tutulur
YÂREN MECLISI’NDE MAHKEME
 
Yâren Meclisi; sabah gün isirken mahkemeyi kurar. Geçmis hafta içinde kurallara uymayan yârenler, sorguya çekilir ve cezasi verilir.
Büyük Basaga, “Yargiç”; Küçük Basaga, “Savci” ve yârenler ise “Jüri” dir. Yârenlerden biri, suçlunun “avukatligini” da üstlenebilir.
O ana kadar, neseden, eglenceden çinlayan Yâren Odasi; derin bir sessizlige bürünür. Eger bir suçlu var ise, muhakeme edilerek cezalandirilir
MAHKEMEDE VERILEN CEZALAR
 
Suçu sabit görülen yârenlere verilen cezalardan örnekler:
Yârenleri, tiras ettirmek.
Yârenleri, hamama götürmek.
Yârenlere, Yâren Kahvehanesinde çay ismarlamak.
Helva, tatli yaptirmak.
Yâren Meclisi’nden kovulmak. (En agir cezadir.)
ARAP VERME TÖRENI
 
ARAP: “Zilli masa” ve “def”e verilen addir.
Yâren Meclisi, dagilmadan önce, gelecek hafta ocagi yakacak yârenlere “Arap” vermek için tören yapilir.
Gelenek dogrultusunda zilli masa ve def; haftaya ocagi kim yakacak ise ona verilir. Ocagi yakacak yâren birden fazla ise, zilli masa ve def, en yasli yârene verilir.  
Arap’i alacak yârenlerin temsilcisi; Yâren Odasi’nin ortasinda, yüzü Basaga’ya dönük olarak diz üstü oturur. Ayni sekilde, Arap’i teslim edecek yârenlerin temsilcisi de oturur.  
Önlerinde, bir tepsi içinde zilli masa ve def bulunur.
Arap’i teslim alacak ve teslim edecek yârenlere kahve ikram edilir. Bu anda, bütün yâren-ler, “Fakirin geldi Divâne” adli türküyü söyleyerek zilli masa ve def (Arap) , yeni sahiplerine verilir.  
Böylece, Yâren Meclisi’nin “Ocak Yakma Gecesi” sona erer.
 
FAKIRIN GELDI DIVÂNE
 
Fakirin geldi divâne                                   Kalk gidelim bizim baga
 
Elinde gül dane dane                                 Selâm verdim sola saga,
 
Yâren basi, izin kime?                              Al Arap’i (Ahmet) Aga.
 
Iç agam, afiyet olsun;                               Iç agam, afiyet olsun;
 
Sohbetin mübarek olsun.                      Sohbetin mübarek olsun.
 
Yeniçeri yeniçeri,                                        Evlerinin önü simsir,
 
Belinde biçak hançeri,                             Günler dogar isil isil,
 
Al Arap’i gir içeri.                                         Pilavi yaglica pisir.
 
Iç agam, afiyet olsun;                               Iç agam, afiyet olsun;
 
Sohbetin mübarek olsun.                      Sohbetin mübarek olsun.
 
Basinda yasli bir astar,                             Arap, seni gezdirirler arayi,
 
Gel agam, cemalin göster,                     Ak üstüne yaziyorlar karayi,
 
Yârenler, sohbetin ister.                        (Mehmet) Aga etti, savdi sirayi.
 
Iç agam, afiyet olsun;                               Iç agam, afiyet olsun;
 
Sohbetin mübarek olsun.                      Sohbetin mübarek olsun.
 
 YAREN MECLISI’NDE ORTA OYUNLARI
 
OYUNLARIN BASI GIRIS
UÇTU UÇTU KUS UÇTU
AGZIMIN EGRISI DOGRUSU
DEVE TEPMESI
DÜDÜK OYUNU
DÜKKAN AÇMA OYUNU
DUVAR ÖRME OYUNU
BERBER OYUNU
TERZI OYUNU
FOTOGRAF ÇEKME OYUNU
VIZ VIZ OYUNU
BILMECE SATMA
DEVE GÜRESI
ASKER OYUNU vb.
SONUÇ
 
Yâren Kültürü; sahip oldugu kurallar ve özellikleriyle Türk Kültürü’nün kendisidir.
Bu kültür; kökü, insanlik tarihi ile baslayan Türk milletine özgü maddî ve manevî kültür özelliklerinin bütününü içine alan zengin bir kültürdür.
Yâren Kültürü’nü birinci derecede yasatan Yâren Meclisleri; müzelik durumlarindan kurtarilmali ve yasatilmalidir.
Bu nedenle; Yâren Meclisleri’ne Valilik ve Belediye bütçelerinden uygun bir ödenek ayrilmalidir.